Mevlana'dan Güzellikler

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 22 Haz 2012 17:40:15
Mevlana derki ;
 herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme !
 işte orası kaderinin değişeceği noktadır ...

Çevrimdışı akkaya33

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.105
  • 12.722
  • 2.105
  • 12.722
# 22 Haz 2012 18:36:00
Kapatma gözlerini ey Yar...Orda umutlarım var...

Hz.Mevlana
 

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 22 Haz 2012 19:22:04
Geldin mi?
 Fısıltı makamında gel, gidişinin çığlıklarını boğarak.
 Doğur beni yeniden,tâ yüreğinden.
 Nefesini en derinden çekerek
 'özledim' de,yalan da olsa de.
 ... ... Öyle bir gel ki;suskunluk çatlasın tam orta yerinden.
 Bir ölüyü dirilten
 'seni ne çok sevmişim de bilememişim"
 hayıflanması ile elini koy üşüyen sadrıma.
 Ölgün hatıralar kefeninden sıyrılsın.
 Gel..
 
Hz.Mevlana

Çevrimdışı okulönceci26

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3.626
  • 18.853
  • Okul Öncesi Öğrt.
  • 3.626
  • 18.853
  • Okul Öncesi Öğrt.
# 22 Haz 2012 19:27:38


Beni söylediklerimde arama..!
 Ben söyleyemediklerimde gizliyim...
 O göremediğin koskoca derya gönlümdür, gördüğün sahil ise dilim..
 Kıyılarıma vuran dalgalara şaşma..!
 Onlar aşktan gel-git'im.
 Beni kendinde, kendimde arama..!
 Ben hem bende hem sende bir gizim..!
 Beni Mecnun'dan, Leyla'dan sorma..!
 Ben yalnız Mevla'dan bir izim.

 Hazreti Mevlânâ Celaleddin Rûmi (k.s)

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 22 Haz 2012 19:42:01
Ölümsüz aşk istiyorsan ölümsüze aşık ol!..

                                          H.z Mevlana

Çevrimdışı sarnıç

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 8.385
  • 127.453
  • 8.385
  • 127.453
# 22 Haz 2012 21:16:47
Gönül nuru olmayan gönül, gönül değildir. Bedende ruh yoksa topraktır.

Mevlana Hz.

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 22 Haz 2012 21:19:22
Sen benim hüzün yanımsın.
Dar vakitte bulup tez zamandaki kaybımsın.
“Ne olur kal benimle” dedirtecek kadar yalvardığımsın.
“Sensiz hayatı istemiyorum” diyecek kadar uçurumdan kendimi attığımsın.
Geceyle gündüzümü, yanlışla doğrumu karıştıran arafımsın.
Sahi sen benim soldan soldan vuran yanımsın.

Çevrimdışı akkaya33

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.105
  • 12.722
  • 2.105
  • 12.722
# 22 Haz 2012 23:09:54
"Yürek yorgun düştü mü, ter gözden akar !"

Hz.Mevlana

Çevrimdışı okulönceci26

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3.626
  • 18.853
  • Okul Öncesi Öğrt.
  • 3.626
  • 18.853
  • Okul Öncesi Öğrt.
# 22 Haz 2012 23:23:12
‎____/ Yürek yanmadıkça ,
 
......................... '' G Ö Z '' yaşarmaz ! .../
 
________ H z. Mevlana _________

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.081
  • 229.496
  • 29.081
  • 229.496
# 23 Haz 2012 08:01:43
Hz. Mevlânâ bir gün eve gelir,
oğlunu üzgün görür. Sebebini sorar.
Oğlu: "Hiç…" der.
Hz. Mevlânâ dışarı çıkar.

Kapıda asılı bir kurt postu vardır, onu alır üstüne giyer.
Ellerini havaya doğru açıp ulumaya başlar.
Oğlu babasının bu haline bakıp güler.

Hz. Mevlânâ:
"Evladım, gördün mü?" der.
"Dünya dertleri de işte böyledir.
Kurt, aslında korkutucu bir hayvandır.
Ama sen o postun arkasında babanın olduğunu
bildiğin için korkmadın ve güldün.
İşte bütün dertlerin arkasında da
Rabbinin olduğunu bil ve ona güven..."

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.081
  • 229.496
  • 29.081
  • 229.496
# 23 Haz 2012 08:06:36
"Yürü, bir an için mezarlıkta sessizce otur... O söz söyleyip şimdi susmuşları gör...! Onların topraklarını bir renkte, bir halde görürsün, ama halleri bir değildir ki..."

Hazreti Mevlânâ Celaleddin Rûmi

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 23 Haz 2012 10:53:45
Öyle bir söz söyle ki; cümlelerin dosta düşmana gül olsun. Her nefes alışın sevgiliye yalvarış olsun. Öyle bir iş yap ki yaptığın dosta düşmana ibret olsun. Her yaptığın iş sevgiliye mirâcın olsun. Mevlânâ Celaleddin Rumî

Çevrimdışı siraçisra

  • Bilge Üye
  • *****
  • 6.904
  • 30.420
  • Zihin Eng. Öğrt.
  • 6.904
  • 30.420
  • Zihin Eng. Öğrt.
# 23 Haz 2012 12:07:30
Şimdi sen “su” olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok, tükenmez… İnanıyorum ki gerçekten de öylesin. Ama ister çeşmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak; dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani Seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın…
      Unutma; Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin… Gürültünün parçası olursun sadece!..
       Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; “su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye” diye düşünürler… Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi!
 
       Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anini bekledi; suyun durgun yerlerini bulabilmek için. Gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler; Onlar için en uygun olan, kendi istedikleri zamanda…
 
       Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez… Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol; Su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol… Ama rahmet ol; Afet değil ! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme; Sana “felaket” denmesin!
 
          Su isen bir bardağa sığabil ki; Damarlara giresin!.. Su; Yüce Mevla’nın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri… Unutma; Ve suya benzediğini unutma. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez-tükenmez olduğunu da unutma.
 
          Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de “kıyametler” koparıcı olabileceğini unutma… Unutma; Senin işin rahmet olmak, afet değil! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin; Küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe. Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen; korkulan ve kaçılan olursun seller, afetler gibi.
 
       Tercih elindeydi hep ve hep de “senin” ellerinde olacak… Ya
 
tutmayı öğreneceksin dilini; veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken su, değil mi; Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp, anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini… Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin…
 
         Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın…Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bindireceğin kişinin “kıyıya yanaşmasını” bekleyeceksin!.. Demeyeceksin;
 
“Ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!..” Demeyeceksin; “Ben aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!..” Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil…
 
        Ağzını açıp “Şelaleden dökülen suyu” içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç?.. Veya önüne çıkan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler; Beyni olan her yaratık gibi! 
 
          Hadi… Sen şimdi “su olduğunu” düşün, ve kendini  “su gibi” hisset…
 
         Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı… Su gibi hayat kaynağı ve  su gibi bitmez-tükenmez  olduğunu hatırla…
 
         Ama yine su gibi “bir küçük bardağın içine”  sığdır ki kendini;
 
Girebilmeyi öğren insanların damarlarına.
Hayat ver…
Vazgeçilmez ol!!..

Hz.Mevlâna

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.538
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 23 Haz 2012 13:23:24
Ve bilesin üstüne aşkı giydirdiğim bu yüreğe ben söz verdim.
 Hiç bir harfi, sensiz bir cümleye kurban etmedim..
 
Şems-i Tebrizi

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.642
  • 22.384
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 23 Haz 2012 14:19:59
KÖR SAĞIR VE ÇIPLAK

Sebe şehri, çok büyük bir şehirdi. Öylesine büyüktü ki, büyüklüğü bir tepsi kadardı. Bu ulu ve büyük şehir, çok uzun olmasının yanında, çok da sağlamdı. Ama sağlamlığı bir soğan kadardı.

 Sebe şehrinde sayısız insan ve diğer canlılar yaşardı. Fakat hepsi üç kişiden ibaretti. Onlardan biri kör, biri sağır, diğeri de çıplaktı.

 Bir gün üçü bir aradayken kör: "Bakın şu taraftan atlı askerler geliyor. Hangi milletten, kaç kişi olduklarını görüyorum" dedi.

 Sağır: "Evet evet, ben de seslerini duyuyorum, gizli açık ne konuşuyorlarsa işitiyorum" dedi.

 Çıplak: "Eğer buraya gelirlerse şu uzun eteğimden keserler diye korkuyorum" diye söyledi.

 Kör: "İşte yaklaştılar, haydi bizlere zararları dokunmadan kaçalım" diye arkadaşlarını uyarınca,

 Sağır: "Evet, gürültüleri iyice yaklaştı" dedi.

 Çıplak: "Haydi onlar bizi soymadan uzaklaşalım buralardan" diyerek harekete geçtiler.

 Birlikte panik halinde şehri terkederek, bir köye sığındılar. Karınları iyice acıkmıştı. O köyde, çok semiz bir kuş buldular. Fakat kuşun zerre kadar eti yoktu. O kuşu, oturup yediler. Karnı doymuş filler gibi şiştiler. Şişmanladılar. Âdeta birer fil gibi irileştiler. Dünyaya sığmayacak bir duruma geldiler. Daha sonra, o kocaman gövdeleriyle bir kapı çatlağından geçerek kayboldular.

 ***
Bu hikâyedeki sağır; hayattan çok şey isteyen, gözü doymayan, başkalarının ölümünü duyup, kendi ölümünü düşünmeyen insandır.

Uzağı gören kör de, hırs sahibi insanı temsil eder. Hırs sahibi insanlar kendi ayıplarını görmez, başkalarındaki kıl kadar hatayı araştırıp, ortaya dökerler.

Çıplak ise, gözü dünyadan başka bir şey görmeyenlerin durumuna örnektir. Dünyaya çıplak gelip, çıplak gideceğini bilen insan, nasıl olur da dünyevî kaygılarla kendini helâk eder? Dünya hayatı bir rüyadan ibaret olduğu gibi, dünyada servet sahibi olmak, rüyada define bulmaya benzer.

Bu hikâyedeki kapı çatlağından maksat, ölümdür. Ölüm yolu gizli, görünmez bir yoldur. İnsanlar doğarken ölümle nişanlanır, ölürken de evlenmiş olurlar. Gelinin süslenip koca evine götürüldüğü gibi, insanlar da ölünce techîz ve tekfin edilip âhirete yolcu edilir.

Hazreti Mevlâna Celaleddin-i Rûmi - Mesnevi'de Geçen Hikâyeler

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK