Sevdiğimiz Şiirler

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.205
  • 230.207
  • 29.205
  • 230.207
# 21 Eyl 2014 17:42:07
Sen kendi türkülerini söyle yüreğim
Eğin'den gir / mavi Tuna'dan çık
Kaptırma kendini yaban ezgilerine
Yakındır / ana bağrı kadar sıcaktır
Erzurumlu, Vanlı, Yemenli türkülerin
Sen kendi türkülerini söyle yüreğim
Celâlettin KURT

Çevrimdışı tubilig01

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.021
  • 4.423
  • 2.021
  • 4.423
# 21 Eyl 2014 22:02:53
ELLİNCİ YIL HESABI

Bağladım nefsimi zincir yulara
Dünyayı duvara astım; gel de gör.
Rahatı huzuru attım kenara
Çileyi bağrıma bastım; gel de gör.

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum
Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum
Zulüm sıcağında serin yel oldum
Yürekten yüreğe estim; gel de gör.

Sonu hatırladım, ilki duyunca
Kula kul olmadım ömür boyunca
Hakkın zehirini içtim doyunca
Batılın balına kustum; gel de gör.

Ülfetim olmadı iriler ile
Ağıla girmedim sürüler ile
Ölümden korkmayan diriler ile
Selâmı, sabahı kestim; gel de gör.

Aşk ceylanı emzirince sütünü
Taşa çalıp, kırdım benlik putunu
Düşmanımdır inkârcının bütünü
Allah dostlarıdır dostum; gel de gör.

Bazı kötülüğü kovdum elimle
Bazı kötülüğü yerdim dilimle
Gücüm yetmeyince kendi hâlimle
Haksıza buğz ettim, küstüm; gel de gör.

Çıkar için lâf davulu çalmadım
Hiçbir yerden makam, rütbe almadım
Bildimse söyledim; korkak olmadım
Bilmediğim yerde sustum; gel de gör.


Abdurrahim Karakoç

Çevrimdışı Misterno_17

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.498
  • 19.655
  • 3.498
  • 19.655
# 22 Eyl 2014 08:27:56
YAVAŞ YAVAŞ GEÇTİM



Yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden. Dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya.
Eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm yinelemedi gördüğüm hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece.

kül


İlhan BERK

Çevrimdışı glsln

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.592
  • 5.426
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 2.592
  • 5.426
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 22 Eyl 2014 17:14:57
"Yapıştırsam da parçalarını hayatımın
Su sızdırıyordu çatlaklarından." Didem Madak

Çevrimdışı adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • 5.127
  • 24.141
  • 5.127
  • 24.141
# 22 Eyl 2014 18:45:18
BENİ

Her gelen insanlar geçer üstümden
Muhannet sevdiğim yol ettin beni
Çekmeyinen kopmaz idi yaprağım
Aşkınla bir çürük dal ettin beni

Abdal edip diyar diyar gezdirdin
Kayığımı ummanlarda yüzdürdün
Peteğimi kovanımdan süzdürdün
Yadlar sofrasında bal ettin beni

Şeref der ki duyamadım sesin yar
Sırmalıydı yeleğinde süsün yar
Keşiş kızı Aslı mısın nesin yar
Kerem gibi yaktın kül ettin beni

Aşık Şeref TAŞLIOVA
(Allah rahmet eylesin)

Çevrimdışı adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • 5.127
  • 24.141
  • 5.127
  • 24.141
# 22 Eyl 2014 18:46:54
GÖNDER..

Hasret mektubunu yazdığın zaman
Sitem etme selamını hoş gönder
Yanıyor yüreğim halim pek yaman
İster dolu ister isen boş gönder

Sana aşık olan sevgi duyandır
Yar uğruna şirin canı koyandır
Mektubunun iki ucunu yandır
Üzerinde birkaç damla yaş gönder

Gece gündüz hayal eder özlerim
Kavuşmak çaresiz ağlar sızlarım
İlkbaharda yollarını gözlerim
Yaz gelmezsen sıcak sevgi kış gönder

Şeref bir gül gibi soldu deseler
Sıladan uzakta kaldı deseler
Gurbet ellerinde öldü deseler
Mezarıma iki tane taş gönder

Aşık Şeref TAŞLIOVA

Çevrimdışı GÜLCE90

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 22 Eyl 2014 22:05:45
GÜLCE

Seni bende, beni sende düşünmek
Hep âsude, ilk yaz türkülerince
Ve nihâvent şarkıların kavlince
Ey gülce, gümrah ormanların çiçeği
Ana sevgisi kadar yakın oluyorsun
Bilenmiş sevda vakitlerimde
Doluyorsun deli çaylar gibi içime...

Celâlettin KURT

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.205
  • 230.207
  • 29.205
  • 230.207
# 22 Eyl 2014 23:07:00
BİR ÇİÇEĞİN DUASI:

Beni bir mü'min kulun gördü.
Yanımdan geçiyordu, Beni fark etti..
Durdu geri döndü, geldi..
Yüzüme uzun uzun baktı..
Önce gözleriyle, sonra elleriyle okşadı...
Kokladı,
Kokladı...

Bir öpücük kondurdu yanaklarıma ayrılmadan,
" Ne GÜZEL YARATMIŞ..!" dedi sessizce..
İşte o an, niçin var olduğumu anladım...

Melekler sardı etrafımızı ansızın,
İmrenerek seyrettiler olup biteni...

Görmediği RABB'ine,
Görmüş gibi inanan bir insanın yüceliğini gördüler..
Ve her şeyi en ince ayrıntısıyla kaydettiler...
Çekilen resimlerde ben de vardım...

Ey dualara cevap veren RABB'im,
Ben cansız bir tohumdum.
Dualarımı kabul ettin,
Güzel bir çiçek oldum..
SEN'in Kudretinle canlandım,
SEN'in San'atınla süslendim,
SEN'in Lütfunla güldüm.
Simdi bir duam daha kaldı mahşere sakladığım:

'' Beni Gören Gözleri Ateşte Yakma Ya RABBİ..!''

Çevrimdışı gül-ü yekta

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 463
  • 2.810
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 463
  • 2.810
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 23 Eyl 2014 08:51:22
Bahçada yeşil çınar, boyun boyuma uyar,
Ben seni gizli sevdim, bilmedim alem duyar....

Çevrimdışı canegt

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.904
  • 12.100
  • 2.904
  • 12.100
# 23 Eyl 2014 09:04:47
MARİFET
Marifet hiç ezilmemek bu dünyada
Ama biçimine getirip ezerlerse
Güzel kokmak
Kekik misali
Lavanta çiçeği misali
Fesleğen misali
Itır misali
İsâ misali
Yunus misali
Tonguç misali
Nâzım misali


Bedri Rahmi EYUBOĞLU

Çevrimdışı Misterno_17

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3.498
  • 19.655
  • 3.498
  • 19.655
# 23 Eyl 2014 09:49:38
Bir Eflatun Ölüm


kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim

sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım

git
dersen
kuşlar da dönmez, güz kuşları
yanıma kiraz hevenkleri alırım

ve seninle yaşadığım
o iyi günleri,
kötü
günleri bırakırım.

aynı gökyüzü aynı keder
değişen bir şey yok ki
gidip
yağmurlara durayım.

söylenmemiş sahipsiz
bir şarkıyım

belki
sararmış
eski resimlerde kalırım

belki esmer bir çocuğun dilinde.

bütün derinlikler sığ
sözcüklerin hepsi iğreti

değişen bir şey yok hiç
ölüm hariç.

aynı gökyüzü aynı keder.
 
Behçet Aysan
 
 

Çevrimdışı Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 24.726
  • 258.548
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • 24.726
  • 258.548
  • 3. Sınıf Öğretmeni
# 23 Eyl 2014 09:50:27
Evet üzüldüm,
Evet uykusuz gecelerim oldu,
Evet ağladığım da doğru.

Bunca fedakarlığı göze aldığım,
Belki de beni hiç hatırlamadı.

Ama olsun!

Ben sevdim ya,
Bunun gururu bana yeter.

Şimdi,
Şu gördüğün basit insanların,
Eski sevgililerine yaptığı gibi;

Senden nefret etsem,
Öfkeli sözler söylesem.
Aleyhinde konuşsam.

Biraz ciğerim soğur,
Biraz da nefsim okşanır belki.

Şayet böyle bir yanlışa düşersem,

İçtiğim çaylara,
Yazdığım şiirlere,
Dinlediğim türkülere yazıklar olsun!

Üzerine alınma!

Ben seni,
Senin beni sevmen için sevmedim.
Çünkü;
Bu tüccarlık olurdu.

Ben seni,
Doğduğum günden beri aradığım,
Yüreğimin yerini bulmak için sevdim.

Sayende kuşları duydum.
Türkülere dokundum.
Şehirleri anladım.

Seninle,
Güzel yerler gördüm.
Mutlu sabahlara uyandım.

Sonra birgün,
Hiç sevilmemiş gibi gittin.

Kuşlar, türküler, şehirler şahit olsun ki,
Şiirlerimden uzağa gidemedin.

Bu yüzden,
Ben ne kadar şairsem
Sen de o kadar şiirsin artık.

Ve bilirsin,
Ben şiir okumayı bilmem,
Seni sevip,
Seninle yaşamayı bilemediğim gibi...

-Atakan Gülgar

Çevrimdışı birgün birçicek

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 310
  • 4.570
  • 310
  • 4.570
# 23 Eyl 2014 12:03:59
FOTOĞRAF


Durakta üç kişi
Adam kadın ve çocuk

Adamın elleri ceplerinde
Kadın çocuğun elini tutmuş

Adam hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi hüzünlü

Kadın güzel
Güzel anılar gibi güzel

Çocuk
Güzel anılar gibi hüzünlü
Hüzünlü şarkılar gibi güzel





Cemal SÜREYA


Çevrimdışı canegt

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.904
  • 12.100
  • 2.904
  • 12.100
# 23 Eyl 2014 16:24:12
YÜZÜSTÜ KALAKALMIŞLAR


Değil yalnız deniz, değil yalnız kıyı, köpük,
güçleri boyuneğme nedir bilmeyen kuşlar,
değil yalnız şurada buradaki kocaman gözler,
değil yalnız yaslı gece ve gezegenleri,
değil yalnız orman ve yüksek kalabalığı,
acı da, evet, acı da ekmeğidir insanın.

Ama neden? Ben o zamanlar
ip gibi inceydim ve daha kara
bir gece suları balığından,ve elimde değildi,
elimde değildi dayanmak, dünyayı değiştirmek
isterdim bir yumrukta.
lsırdığımı sandım birden en acı otu,
böldüğümü cinayetle kirlenmiş bir sessizliği.
Ama yalnızlık içinde doğar ve ölür her şey,
akıl durmadan büyür taşkınlığa dönmek için,
güle ulaşamadan genişler taçyaprağı,
yalnızlık işe yaramaz tozudur dünyanın,
dönen tekerlektir insansız, topraksız, susuz.
Ve böylece haykırdım da ben yitik
ne oldu bu dizginsiz çığlık çocuklukta?

Kim işitti? Hangi ağız karşılık verdi? Hangi yolu tuttum?
Ne karşılık verdi
duvarlar, başımı vurduğumda kendilerine?
Yükselip geri gelir zayıf yalnızın sesi,
döner, döner durmadan acımasız tekerleği felaketlerin.
O çığlık yükselip geri geldi. Bilmedi kimse.
Yüzüstü kalakalmışlar bile.

Pablo NERUDA

Çevrimdışı canegt

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.904
  • 12.100
  • 2.904
  • 12.100
# 23 Eyl 2014 23:33:32
KIŞ BULUŞMASI


I.

Öyle bekledim ki bu kışı başka hiçbir kış
beklenmemiştir o denli başka kimselerce,
hepsinin mutlulukla buluşma sözleri vardı:
bense yalnız seni bekliyordum, karanlık saat.
Eski kışlara mı, benzer bu, ana babayla, kömürün
ateşiyle ve at kişnemesiyle sokakta?
Gelecek yılın kışına mı benzer,
Yokluğun ve tam soğuğun kışı mı
ve doğa bilmez mi göçüp gittiğimizi?
Hayır. Saf yağmurdan ve geniş bir kemer
kuşanmış yalnızlığa yalvardım
ve burda kendi okyanusumda buldu beni rüzgarla,
o rüzgar ki uçuyordu iki su bölgesi arasında kuş gibi.
Her şey hazırdı göğün gözyaşları boşaltmasına.
Cömert gök tek ve tatlı gözkapağından
saldı gözyaşlarını buz kılıçları gibi
ve bir otel odası benzeri dünya
kapandı: gök, yağmur ve uzay.

II

Ey merkez, ey enlemi, sınırı olmayan kadeh!
Ey yayılan suyun göksel yüreği!
Rüzgarla kum arasında hora tepip yaşıyor

aramaya yazgılı bir gövde
kendi saydam besinini
ben yetişip içeri girdiğimde şapkamla, kül içinde
ve yolların susuzluğundan aşınmış çizmelerimle.
Hiç kimse gelmemişti
ıssız tören için.
Saflığın nerdeyse görünür olmasından
daha yalnız gibiyim şimdi.
Çocukken o denli korktuğumuz kuyular gibi
dipsizim, biliyorum,
ve saydamlıkla,
iğnelerin yürek çarpıntısıyla çevrildiğimi;
çene çalıyorum kışla,
egemenliğiyle, gücüyle
belirsiz varlığının,
enginliği ve sıçrayıp saçılmasıyla
gecikmiş gülünün
ışık kalmayacak ana değin nerdeyse
ve çatısı altında
karanlık evin
sürdüreceğim ana değin, kimse yanıt vermese de,
toprakla konuşmamı.


III

Kim istemez katı bir ruhu?
Kim dövmedi ruhunda keskin bir hançer?
Daha göz açar açmaz gördüysek kini
ve yürümeye başlarken düşürdülerse bizi,
ve sevmek isterken sevgi düşmanımız olduysa
ve tek bir dokunma yaraladıysa bizi,
kim eline silah almaya kalkışmamıştır o zaman
ve ayakta kalabilmek için, bıçak gibi sert,
yaraya karşı yara açmak istememiştir?
İnce adam sertliğe can attı
en yumuşak adam aradı bir kabzayı,
yalnızca sevilmeyi isteyen kişi
tek bir öpücükle, belki de yarım öpücükle,
kendisini apaçık üzüntülü bekleyen kadının
yüzüne bakmadan geçip gitti:
yoktu yapacağı bir şey: sokak sokak
maske pazarları kuruldu
ve satıcı herkese denedi
bir akşam alacasının ya da bir parsın yüzünü,
ağırbaşlının, erdemlinin, eski adamın yüzünü
sona erinceye dek dolunay
ve hepimiz ışıksız gecede eşit oluncaya dek.


IV

Yüzümü kumlarda yitirdim,
acılı kimsenin o, silik kimliğini,
ruhum deri değiştirme zorunda kaldı bu yüzden
sahici insan almaya kavuşuncaya dek
şu zavallıca hakkı elde etmek için:
tanıksız kışı beklemek.
Bir dalga beklemek
paslı karabatağın uçuşu altında
yeniden kazanılmış tam yalnızlıkla.
Beklemek ve kendini bulmak, önbilisiyle ışığın, yasın
ya da hiçin:
aklımla, akılsızlığımla, gönlümle,
kuşkularımla zor duyduğum bir şeyin.


V
Su şimdi nice yıldır
yepyeni, çoktan kaçtı eski su
parçalamak için kristalini başka bir yaşamda
ve toplayamadı kum artık
zamanı, deniz de başka gömleği de, aynasını
yitirdi kimlik
ve biz yol değiştirerek büyüdük.


VI

Kış, arama beni. Gittim ben.
Uzaktayım çok, ulaşandayım şimdi
ve çiçeklendirecek olandayım ince yağmuru,
sonsuz iğneleri, ıslık ağaçlarla
ruhun birleşmesini,
denizin külünü, yapraklar arasında altın bir
kapçığın yarılmasını
ve geciken gözlerimi
ki yalnız toprağı ilgilendiriyor.


VII

Yalnız toprağın, rüzgarın, suyun ve kumun
bağışlamasına borçluyum bu tam aydınlığı.



PABLO NERUDA

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK