Sevdiğimiz Şiirler

Çevrimdışı GÜLCE90

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 15 Ağu 2014 17:17:11
GİTME İSTEMEM

Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun ey canımın canı.
Ey, dostlarının canına can katan,
Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem.

İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme
İstemem, ey ay, bensiz doğma.
İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma
Bensiz geçme, ey zaman, istemem.

Sen benimle beraberken
Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.
İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen,
O dünyaya bensiz gitme, istemem.

İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme.
İstemem, ey dil, bensiz okuma.
İstemem, ey göz, bensiz görme.
Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem.

Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin.
Ben bir geceyim, sen bir aysın madem,
Gökyüzünde bensiz gitme, istemem.

Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir.
Sen gülsün, bense senin dikeninim madem,
Gül bahçesine bensiz gitme, istemem.

Senin gözün bende iken
Ben senin çevganın önündeyimdir.
Ne olur, öylece bak dur bana,
Bırakıp gitme beni, istemem.

O güzelle berabersen, sen ey neşe,
İstemem, sakın içme bensiz.
Hünkarın damına çıkarsan, ey bekçi,
Sakın bensiz çıkma, istemem

Bir şey yoksa bu yolda senden,
Bitik bu yola düş enlerin hali.
Ben senin izindeyim, ey izi görünmez dost,
Bensiz gitme, istemem.

Ne yazık bu yola bilmeden, rasgele girene!
Sen ey, gideceğim yolu bilen,
Sen ey yolumun ışığı, sen ey benim değneğim,
Bensiz gitme, istemem.

Onlar sadece aşk diyorlar sana,
Oysa aşk sultanı mısın sen benim.
Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,
Bensiz gitme, istemem.
 
Celaleddin-i Rumi

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.209
  • 230.238
  • 29.209
  • 230.238
# 15 Ağu 2014 18:45:02
Yaşamak güzel şey doğrusu
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin yerindeyse
Elin ekmek tutmuşsa bir de
...Hele tertemizse gönlün
Hele kar gibiyse alnın
Yani kendinden korkmuyorsan
Kimseden korkmuyorsan dünyada
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele
İyi günlere inanıyorsan
Üstelik hava da güzelse
Yaşamak güzel şey
Çok güzel şey doğrusu.

Melih Cevdet ANDAY

Çevrimdışı ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1.093
  • 11.861
  • 1.093
  • 11.861
# 15 Ağu 2014 22:03:10


       h.n.a.


TÜRKÇÜLÜK BAYRAĞI

Türk duygusu her Türkçüye en tatlı kımızdır;
Türk ülküsü candan da aziz bayrağımızdır.

Bayrak ki onun gölgesi Bozkurtları toplar;
Bayrak ki bütün kaybedilen yurtları toplar.

Nerden geliyor? Tanrıkut’un ordularından!
Lakin bize bir beyt okuyor kutlu yarından:

Darbeyle gönüllerde yatan ülkü silinmez!
Atsız yere düşmekle bu bayrak yere inmez!…

Çevrimdışı eraegtm

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 6.800
  • 30.158
  • 6.800
  • 30.158
# 15 Ağu 2014 23:25:47
Namazlar gibi vakti olsa seni özlemenin...
Alırız abdestimizi
Yalandan yağmurlu İstanbul gecelerinde
Özleriz adam gibi...

Sen yoktun o zamanlar, çocukluğumda en çok yağmuru severdim ben...
Ne zaman bir dert gelse bana, yağmur yağar,
Dinler, dokunur, ve topraktan kalkan o kokuyu koklardım...
Ateşim sönerdi.. sonra büyüdüm.. gözlerini gördüm,
Yandım, yağmur yağdı, ve ilk kez sönmedim...
Ben yağmurdan daha fazla bi seni sevebildim...

                                          Elif Gibi Sevmek - Hikmet A. Ö

Çevrimdışı lucky_boy

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 723
  • 5.117
  • 723
  • 5.117
# 16 Ağu 2014 07:29:43
"Dedim ki:
ben senden bir sey istemiyorum.
dedim ki:
Bir insan Bir nehri nasıL severse
ki nehir o Insani bilmez,
ben seni öyle seviyorum.
dedim ki:
Ben senden bir sey istemiyorum
Bir Çocuk, oyunu nasıL severse
ki oyun o çocuğu bilmez ,
ben seni öyle seviyorum.
dedim ki:
Bir Genç kız Bir çiçeği koparmadan, uzaktan koklayarak nasıL severse, ki çiçek o Genç kızı bilmez,
ben seni öyle seviyorum.
dedim ki:
ben senden bir sey istemiyorum,
gülümsemeni Eksik etme yeter "

Çevrimdışı GÜLCE90

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 16 Ağu 2014 10:50:51
SEVDA BAHÇESİ

Bir gül mahzun durur bahçede
Yaprakları yorgun.
Sen pembe güllerin en pembesi!
Hasta solgun.

Bir gül taze durur bahçede
Yaprakları diri.
Sen beyaz güllerin en beyazı
Sabahlar kadar iri.

Bir gül baygın durur bahçede
Yaprakları serin.
Sen sarı güllerin en sarısı
Yağmur gibisin...

Çevrimdışı aslı_80

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.080
  • 12.051
  • Öğrenci Velisi
  • 2.080
  • 12.051
  • Öğrenci Velisi
# 16 Ağu 2014 11:01:02
Küçük Çocuk
 
Bir zamanlar okula giden bir küçük çocuk vardı.
O küçücüktü,
Ve okul da koskocaman.
Ve küçük çocuk,
Avluya açılan bir kapıdan geçip,
Sınıfına hemencecik girebileceğini öğrenince
Mutlu oldu.
Ve, gözünde okul ona
Artık koskocaman gözükmedi.
 
Bir sabah
Artık uzunca bir süredir küçük çocuk okullu iken
Öğretmen dedi ki:
‘Bugün bir resim çizeceğiz.’
‘Ne güzel!’ diye düşündü küçük çocuk.
Resim yapmasını severdi.
Bir sürü resim çizebilirdi:
Aslanlar, kaplanlar,
Tavuklar, inekler,
Trenler, gemiler-
Hemen pastel boya kutusunu çıkarıverdi.
Ve çizmeye koyuldu.
 
Fakat öğretmen seslendi: ‘Bekleyin!
Daha hemen başlamayın!’
Herkesi süzdü, hazırlar mı diye baktı.
 
‘Şimdi’ dedi öğretmen,
‘Çiçekler çizeceğiz.’
‘Ne hoş’ dedi küçük çocuk.
Çiçek çizmeyi çok severdi.
Ve güzel mi güzel çiçekler çizmeye başladı.
Pembe ve mavi ve turuncu boyalarıyla.
Fakat ‘Bekleyin!’ dedi öğretmen.
‘Ben göstereceğim size nasıl çizeceğinizi.’
Onunki kırmızıydı, yeşil saplı.
‘Haydi’ dedi öğretmen.
‘Artık başlayabilirsiniz.’
 
Küçük çocuk, öğretmenin çiçeğine baktı.
Sonra da kendi çiçeğine.
Kendi çiçeğini öğretmeninkinden daha çok sevmişti,
Fakat bunu söyleyemedi,
Defterindeki sayfayı çevirdi
Ve öğretmeninkine benzer bir çiçek çizdi.
Kırmızıydı, yeşil saplı.
 
Başka bir gün,
Küçük çocuk kapıyı dışardan
Kendi başına açmıştı,
Ve o anda öğretmen şöyle dedi:
‘Bugün killi çamurla birşeyler yapacağız.’
‘Ne güzel!’ diye düşündü küçük çocuk.
Killi çamurla oynamayı severdi.
 
Killi çamurdan bir sürü şey yapabiliyordu:
Yılanlar ve kardan adam,
Filler ve fareler,
Arabalar ve kamyonlar-
Ve killi çamura elini uzattı.
Bir avuç almak için çekiştirirken çamuru,
Öğretmen dedi ki:
‘Bekleyin! Daha başlama zamanı gelmedi!’
Herkesi süzüp, hazırlar mı diye baktı.
 
‘Şimdi’ dedi öğretmen,
‘Bir kap yapacağız.’
‘Ne hoş’ dedi küçük çocuk.
Kap yapmayı çok severdi.
Ve her boyda türlü şekillerde kaplar yapmaya başladı.
Fakat ‘Bekleyin!’ dedi öğretmen.
‘Ben göstereceğim size nasıl yapacağınızı.’
Ve herkese gösterdi, derin bir kabın
Nasıl yapılacağını.
‘Haydi’ dedi öğretmen.
‘Artık başlayabilirsiniz.’
 
Küçük çocuk öğretmenin kabına baktı.
Sonra da kendininkine.
Kendi yaptığı kabı öğretmeninkinden daha çok sevdi.
Fakat birşey söylemedi.
Elindeki killi çamuru bir top halinde yuvarladı yine.
Ve öğretmeninki gibi bir kap yaptı.
Derin bir kap.
 
Ve çok geçmeden
    Küçük çocuk beklemeyi öğrendi,
          Ve izlemeyi,
                Ve tam öğretmeninki gibi
                şeyler yapmayı.
Ve çok geçmeden
    Kendi başına artık hiçbirşey yapmadı.
 
Bir gün geldi
Küçük çocuk ve ailesi
Başka bir eve taşındılar,
Başka bir şehirde,
Ve küçük çocuk
Başka bir okula gidiyordu tabii ki.
 
Bu okul, öncekinden
Daha da büyüktü.
Ve sınıfına
Avludan bir kapı da yoktu.
Üst kata yüksek basamaklardan çıkmak zorundaydı,
Ve uzun bir koridor boyunca
Gitmeliydi sınıfına.
 
Ve daha ilk günü
Yeni okulunda,
Öğretmen seslendi
‘Bugün bir resim çizeceğiz.’
‘Ne güzel!’ dedi küçük çocuk,
Ve öğretmeni bekledi,
Ne yapılacağını söylemesi için.
Fakat öğretmen, bir şey söylemedi.
Sadece sınıfta sıraların arasında dolaştı.
 
Küçük çocuğa geldiğinde
‘Sen resim çizmek istemiyor musun?’ dedi.
‘Evet.’ Dedi küçük çocuk,
‘Ne çizeceğiz?’
‘Sen çizmeden, ben bilemem ki?’ dedi öğretmen.
‘Nasıl çizmemi istiyorsunuz?’
diye sordu küçük çocuk.
‘Niçin? Nasıl istiyorsan öyle.’ Dedi öğretmen.
 
‘Ve her renk olabilir mi?’ diye sordu küçük çocuk.
‘Her renk’ dedi öğretmen.
‘Eğer herkes aynı resmi çizseydi
 Ve aynı renkleri kullansaydı,
 Kimin, neyi çizdiğini nasıl bilebilirdim.
 Ve hangisinin hangisi olduğunu.’
 
‘Bilmiyorum’ dedi küçük çocuk.
 
 
Ve ...
kırmızı bir çiçek
çizmeye başladı,
yeşil saplı.

Helen Buckley

Çevrimdışı ceylin*

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 340
  • 795
  • Okul Öncesi Öğrt.
  • 340
  • 795
  • Okul Öncesi Öğrt.
# 16 Ağu 2014 11:12:33
Bir mum alevinin titrekliğindeki ışıkta akşam üstlerinde birikmiş cümlelerim yansır kaleme,yalnızlığımda yatan düşlerimin haykırışları dökülür,iki kadın bir çelişki, geçmişin düşleri kazınır aklımın incesine,geleceğin kurmacalarında yıkık bir ademdim,çoşkunluğun yazgısında be kadın,yokluğunda planladığım ölümlerim ıraksı artık,Neden kolaylığında unuttum seni ! Üç paraya acının koyaklarına tu...tunan çeliksi bakışlarında eridim,göz bebeklerindeki gülümsemelere tutsak düştüm, özgürlüğümden vazgeçtim,
Seyir defterimde solgun yapraklarda kaldı adın,kendi dilinde konuşmaktan yılgın gecelerin tükenmiş yıldızlarına sakladım aşkın acısını,suskun voltalarında geziniyorum şimdilerde,kaçıncı kez yenik düştüğümü bilmeden,

E be kadın Şimdi yeni bir aşka hazırlanıyor kayıp cemrelerin, yurttuttuğu gamzelerim ve daha güzel kokuyor, küçük ülkemin evlerindeki sundurmalarda asılı duran sardunyalar,
göz çukurlarımda çalkalanan öfkeler çöl rüzgarlarının kuraklığında şimdilerde sen yoksun artık be kadın.

ABDİL IŞIK

Çevrimdışı bilaldikici

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 16 Ağu 2014 13:29:40
Uzaktadır her şey; gökyüzü, deniz.
Her an peşimizden koşan gölgemiz,
Özlenen limanlar, yanan yıldızlar.
Uzaktadır her şey; anneler, kızlar...

Uzaktadır her şey, hep... yalnız ölüm,
Her yerde, her an yakınımız ölüm..

Çevrimdışı hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.209
  • 230.238
  • 29.209
  • 230.238
# 16 Ağu 2014 13:38:33
BİR DAHA DÜŞÜN...

Kendin için, bir mahkeme kursan da;
Nefsinden, ne kadar uzak dursan da;
Her celseyi, vicdanına sorsan da;
Hükmünü vermeden, bir daha düşün…

Ahlâk reddederken, miras reddini,
İnkar ediyorsan, hâlâ ceddini;
Aslına duyduğun, bu nefret, kini;
‘Ben insanım’ derken, bir daha düşün…

Elinde mey tası, dilinde nifak;
Kalbinde şeytanla, binbir ittifak;
Sökmediyse hâlâ, cehlinde şafak;
Dalâlet ne demek? bir daha düşün…

Niyetinde varsa, Kur’an’a cür’et;
Bir kısmını kabul, bir kısmını red.
Sana vermiyorsa, ölüm de ibret;
Mahşer kimliğini, bir daha düşün…

Hasedin.. Edepten, hayâdan çoksa;
Kardeşin karnı aç, seninki toksa;
Hele günlüğünde, namaz da yoksa;
‘Müslümanım! ’ derken, bir daha düşün…

Ne kılıç, ne kalkan, ne zırha güven;
Mîzan’da kurtulur, nefsini döven.
Bil ki; seni sana, şeytandır öven;
“Kalbim temiz” derken, bir daha düşün…

Kalmamış modanın, iz’ân ölçüsü;
Ne giysiler gördüm; şehvet dürtüsü.
İffet değil midir, insanın süsü?
Çağdaşlık bu mudur? Bir daha düşün…

Fal, büyü, cin değil, kurtuluş Hakk´ta,
Aradığın huzur; Nas’ta, Felak’ta.
Gel şu hezeyanı, artık bırak da;
‘Müslümanım! ’ derken, bir daha düşün…

Aç kalsan… Dönüp de, hüsrana bakma,
Ne can, ne canânı, âhirde yakma.
‘Kazandım’ deyip de, yediğin lokma;
Haram mı, helal mı? Bir daha düşün…

Nereye akıyor, bu insan seli?
Gerçeği görmeyen; ya kör, ya deli.
Dünyada sabırdır, cennet bedeli;
Değer mi, değmez mi? Bir daha düşün…

Akla kara, bir yürekte barınmaz,
Secde yoksa, kibir kiri arınmaz.
Hele îmân, kolay kolay korunmaz;
Bunları bir daha, bir daha düşün…

Düşmezdin.. Dengeyi, ilimle kursan,
Kur’ân mihengine, aklını vursan.
Yoksa.. Her doğruya, ‘ifrat! ’ diyorsan;
Bir daha.. Bir daha… Bir daha düşün…

Çevrimdışı kurthan

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 10.704
  • 73.165
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 10.704
  • 73.165
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 16 Ağu 2014 14:20:20

   Anlat Öğretmenim

Anlat bize Anadolu’yu,
Ankara, İstanbul, Bolu’yu,
Şirin güzel Safranbolu’yu,
Esen sert rüzgârı, doluyu,

Anlat öğretmenim vatanı anlat,
Anlat binlerce şehit yatanı anlat,

Anlat bize Altayları,
Hanları, kurultayları,
Bozkırda şahlanan tayları,
Ok ile gerilen yayları,

Anlat öğretmenim yurdumu anlat,
Anlat barışa koşan ordumu anlat,

Anlat bize ulu dağları,
Mor sümbüllü, lale bağları,
Tarih açan altın çağları,
Yurt alan, yurt kuran otağları,

Anlat öğretmenim toprağı anlat,
Anlat yeşil kalan yaprağı anlat,

Anlat bize Mecnun’u Leyla’yı,
Ayşe’yi, Fatma’yı, Ayla’yı,
Dağ, vadi, ova, yaylayı,
Toroslar’ı, Uzun yayla’yı,

Anlat öğretmenim dünyayı anlat,
Anlat Mevlana yurdu Konya’yı anlat,

Anlat bize gündüzü geceyi,
Yirmi dokuz harfi, heceyi,
Tüm denklemleri, bilmeceyi,
Yücelerden daha yüceyi,

Anlat öğretmenim güzeli anlat,
Anlat ebet ile ezeli anlat,

Anlat bize Başkomutanı,
Düşmanı önüne katanı,
Her taşı altın bu vatanı,
Türkoğlu unutma Ata’nı,

Anlat öğretmenim Gazi’yi anlat,
Anlat muhtacım maziyi anlat,


Taha Tarık TORUN

Çevrimdışı dilekelif

  • Üye
  • *
  • 1
  • 9
  • 1
  • 9
# 16 Ağu 2014 16:48:37
Arif Anı Seyreyler ,
görelim Mevla Neyler Neylerse Güzel Eyler
vallahi Güzel Etmiş Billahi Güzel Etmiş
allah Görelim Netmiş,ne Etmişse Güzel Etmiş.
                    Erzurumlu İbrahim Hakkı

Çevrimdışı harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3.417
  • 70.062
  • 3.417
  • 70.062
# 16 Ağu 2014 23:08:33
BİR AŞKA VURAN GÜNEŞ

Öyle sevdalar vardır, biter biter başlar;
Buruk tatlar vardır, ağızda sürüp giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz akşamı buhurdan gibi tüten
Hanımellerinin morumsu buğusunda
Bekliyor bahçenize dönük balkonunda
Sarmaşık gülleri kokladıkça kırmızı
Hüzünler, japonfenerleri arasında.
Öyle günler var, öyle anlar, hiç bitmeyen!
Nasıl bir ışık emmişler ki sevginizden
Ansızın başka bir yüzle güzel, kopmuşlar
Büyük Irmak´tan, ayrı düşmüşler desteden
Yağmışlar ilkyaz yağmurlarınca ve özlem
Açmış yaban çiçeklerini tarlanızda.
Ölümsüz günler onlar, bir hiçle beslenen;
Zaman dışı güvercinler, uçma bilmeyen;
Uzay ötesi ovalar, ayak değmemiş;
Başka bir mevsim, başka bir dal, başka yemiş.


Esrir kim bassa o toprağa ve kim tatsa
O yemişten. Balla dolar testi, açılır
Açılmayan kilit, çiçeğe durur badem
Dolanır bilgelikle mutluluk yüreğe.
Ak bir bulut bekler üstünüzde havada
Kuşlar iner, devinme birden bitiverir
Çıt çıkmaz evrenden. İşte ortadasınız
Havuz, ağaç, deniz, ne varsa size göre.
İşte aydınlık size göre. Kısarsınız
Güneşi, gökyüzünü yakarsınız. Neden
Sonra, uzaklarda çektirilmiş bir resim
Gibi kalır aklınızda, gölgeniz, duru
Küçük bir bahçede susar gibi yaparak
Karşılıklı gizemlere daldığınız gün.

Oktay Rıfat Horozcu

Çevrimdışı sergüzeşt

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 326
  • 4.376
  • 326
  • 4.376
# 17 Ağu 2014 14:58:50
   

 

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
 Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
 Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
 

Çevrimdışı sergüzeşt

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 326
  • 4.376
  • 326
  • 4.376
# 17 Ağu 2014 15:02:58
Kırdığın kadehte kalan ömrümden,
Ağlarsın içtiğin yılları bilsen.
Hicrinle sararıp solan ömrümden,
Ağlarsın biçtiğin dalları bilsen.

Sefiller gücünü bende sınadı,
Kimi kaçık dedi, kimi bunadı;
Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı,
Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen.

Ar ettim sakladım uğraşlarımı,
Haberdâr etmedim sırdaşlarımı.
Gizlemek isterken gözyaşlarımı,
Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen.

Felsefe böyledir dîvânelerde,
Teselli aranır bahanelerde,
Bir kadeh mey için meyhânelerde,
Ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen.

Ateşe su dedim göz göre göre,
Aklım zavallıydı duyguma göre,
Bahtına şükretti Mecnûn bin kere,
Ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK