Sevdiğimiz Şiirler

Çevrimdışı uyuzz

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.562
  • 13.073
  • 2.562
  • 13.073
# 17 Ağu 2014 17:00:01
GÖZLERİM GÖZLERİNDE

Hep böyle çocuksu mu bakar senin
gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı
yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir
şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin
denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin
limanında
Fırtınalardan geldim sende
dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin
diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin
yanında...
Hiç yumma gözlerini, ışığın
eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek
böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son
çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir
bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu
gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN

Çevrimdışı GÜLCE90

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 17 Ağu 2014 17:13:42
Sorarsın ya bazen kapatıp gözlerini usulca dünyaya,
 Bu asiliğin bahanesini.
 Nereye kadar gidersin?
 Kuşların kaderle uçtuğu,
 Her yağmur tanesini bir meleğin indirdiği,
 Yeni doğmuş bebeğe yutkunmayı öğreten,
 Çimene yeşili,
 Buluta maviyi,
 Toprağa doğurganlığı veren…
 Ey karıncanın kalbine bile merhameti indiren,
 Görünmezi gören,
 Bilinmezi bilen,
 Göğe, çarkı feleğe süreyya’ya yıldızlara kainata sığmayıp,
 Bir garibin kalbine giren…
 Duy sesimi !
 İşte bu benim…
 İşte ben!
 Her şeyden sonra ve her şeyin başında,
 Kapı aralığında mahçubum, utanıyorum aslında.
 Vermeyi istemeseydin, istemeyi vermezdin.
 Geldim…
 Bırakma beni…

 İbrahim Sadri

Çevrimdışı bilaldikici

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 17 Ağu 2014 20:25:55
o kitabı da okudum bitirdim
hani o genç kızın beni unuttuğu
bir ara fena halde fikrindeydim
dudağındaki nem gözündeki buğu

durmadan hayal değiştiriyorduk
çetrefil bir hayat herkesin korktuğu
kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk
yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu

erteleyip durduk suç ortalığımızı
asıl mutluluğun içinde bulunduğu
bazı ben yalnıştım o yalnıştı bazı
çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu

yanıldığımız herşeyi birden istemekti
isteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu
ihtiyaç başka bir boyuta geçmekti
devreden çıkarıp gereksiz sorumluluğu

tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim
sararmış yaprakların usulca savrulduğu
köprüler yıkıldı artık kendimleyim
parmak uçlarımda ölümün soğukluğu..

Atilla İlhan..

Çevrimiçi hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.209
  • 230.238
  • 29.209
  • 230.238
# 18 Ağu 2014 07:45:44
KIRILGAN

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum, Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.

MURATHAN MUNGAN

Çevrimdışı GÜLCE90

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • 2.488
  • 16.361
  • 2. Sınıf Öğretmeni
# 18 Ağu 2014 12:51:01
hadi hiçbir yer'e gidelim.
hiçbir yer'de hiç kimsemiz yoktur,
şehrimiz, denizimiz, dağımız, evimiz yoktur.
uğurlayanımız, karşılayanımız, bekleyenimiz,
özleyenimiz de olmasın öyleyse.
kimse kimseyi anlamasın, biz de kendimizi..
hiçbir şey anlamayalım.
hadi kelimeleri kapatalım, sesleri unutalım,
cümleleri kıralım, kendimizden dağılalım.
kars'a giden sise karışalım, kars'a gidelim.
kars'a gitmek, hiçbir yer'e gitmek olsun, gidelim
yokluğa gitmenin yolu nereden geçiyor, bakalım.
bakalım yol nereye kadar yolcu nereye?
'sen kalansın ben eyleyen' demeden önce
iki yolcudan biri diğerine..
sen 'tabii ki' de, o da 'neyse' desin
ve herkes kendi kars'ına,
kendi yokluğuna gitsin.
hadi artık
gidelim..

haydar ergülen

Çevrimdışı munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4.642
  • 22.385
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • 4.642
  • 22.385
  • 4. Sınıf Öğretmeni
# 18 Ağu 2014 12:52:08


 Bir peygamberi şairden başka kim daha iyi anlatabilir ki?


 Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
 Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin..
 Külden martı doğuran odalıklar
 Ve kahyalar
 Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili
Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler
 Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan
 Ey hayat rengini sazendelik sanan
 Yırtlaz kalabalık!
 Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi,
 Hepiniz kulak verin.


Güneşin
 Koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği
 Yazlar yok
 Yok artık altında suskun yolları saklı tutan
 Karla örtülmüş kırların kışı
Gitti giden, yerine gelmedi başka biri
 Orada
 Duyumsatmadı kendini hiçlik bile
 Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden
 Varla yok harman eden sesi uçursak
 Diye bize verildi
 Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda
 Soluyuş izlerimiz silmek için

Ne yesek
 Lokmaya vurulur gibi değil
 Yuduma gelmiyor içtiklerimiz
 Dernekler toplanıyor dışta tutmak için
 Kanat vuruşlarını yumuşak tutan etkeni
 Utançlı sessizliği tanımaz kalemlerle
 Kapanıyor bilanço
 Top mermisi, kör testere
 Defalarca boyanmış çaput parçaları
Sıkıştırdık günlerimiz arasına ki
 Serazat kahkahalar atalım
 Yapmacıktan nefretimiz
 Sebep olsun kavgamıza
 Bekleyiş arzından kovsunlar bizi
 Ne yemen biraz öncemiz diyelim
 Ne biraz sonramız meksika

Canı pek bir dünya son yüzyılda yaşadığımız
 Yüzü perdahla kavi, peçesi paramparça
 Üstü başı kükürtlü bu dünyadan
 Kancıklık
 Sıçradı çevirdiğimiz sayfalara
 Artık kimse bize haber vermeyecek
 Hemen şu tepenin ardında
 Saldırmaya hazır ve müsellah
 Bir düşman taburu durduğunu
 Çünkü gerçekten yok
 Böyle bir ordu
 Bir düşmanımız kaldı
Kendi
 Dudaklarımız
 Arasında.

Biliyoruz günden güne çopurlaşan yer yuvarlağında
 Bizleri yan çizen birer hemşehri haline sokan nedir
 Çırpını çırpını giden atlardan indik
 Girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına
 Zihnimiz, acizlerin şikayetleri sığacak kadar
 Kanırtılırken ses etmedik
 Öcümüz alınacak korkusuyla irkildik
 Kaldıysa bir soru içimizde
 O da birşey:
 Nerdedir yerle gök arasındaki ulak,
 Nerde biz?.

Kimseden bir işaret gelmeyecek
 Bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa
 Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca
 Hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi
 Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
 Öğretmek için cephe nedir
 Kıyam etti
 Torunu kucağında
 Dönünce bütün gövdesiyle döndü
 Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda
 Bir bilinebilseydi
 Nedir veche..

Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar
 Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden
 Omzunuzdan vaveyla heybesini atın
 Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti
 Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın
 Neydi söğüt gölgesinde gülümsemek
 Ağız dolusu gülmeden taşlıkta…

  İsmet Özel, Naat

Çevrimdışı bilaldikici

  • Üyeliği İptal Edildi
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 2.512
  • 57.274
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 18 Ağu 2014 13:31:20
Eskiden oturduğun o mahalle var ya, orayı özlersin,
Çocukluğunu özlersin,
Senden gidenleri özlersin,
Ölen yakınlarını özlersin,
Artık işime yaramaz.! deyip çöpe attığın yada birine verdiğin oyuncaklarını özlersin,
Geride bıraktığın insanları özlersin...
En kötüsü ne biliyor musun ?
Özlediklerinin hiç biri geri gelmez.
Sadece özlersin..

Sunay Akın..

Çevrimdışı eml48

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 6.753
  • 25.453
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 6.753
  • 25.453
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 18 Ağu 2014 14:26:54
Bir yanda milyonlar, aç, sefil bekler,
Bir deri bir kemik, üryân bebekler,
Bir yanda el bebek, kaniş köpekler;
Olmuşuz.. Bencil bir tıynete tâbî;
Ne kadar da sabırlısın.. Yâ Rabbî...

Cengiz Numanoğlu

Çevrimdışı aslı_80

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.080
  • 12.051
  • Öğrenci Velisi
  • 2.080
  • 12.051
  • Öğrenci Velisi
# 18 Ağu 2014 20:11:21

ya kapandıysa kapı! ya kapandıysa!
anahtarları birisi nehre attıysa

açık unutulmuş bir fermuar gibi aklın
evet, tam da düşündüğün şeyi kastediyorum

-saçma! fermuarlar düşünmez, düğmeler düşünür
yürüyen merdivenleri gizli bir hamal yürütür

doğru çıkarsa hizmetçilerin dedikodusu
hareket eden her şey hareket etmemektedir

bunu bir yere yaz ve devam et
sabah evden çıkarken cebindeydi akşama dönme nedenin
unutursan diye renklerin uyumunu, seslerin
kulaktaki hazır yerini
kapalı perdelerin arkasındaki standart gizi

en çok kullanılan cepte varmış gibi yapmaktan
kimin yazdığını bilmek istemeyeceğin bir not
bütün turnikelerden geçiren açık bilet
itiraz etmeden bakman karşılığında
adın söylendiğinde, en kararlı halinle
-eminim kastettiğiniz benim

ya sen değilse konu, ya `sen' değilse zamir
bütün ışıkları yaksan da değişmezse
bütün saçlarını kazısan beynine kadar
geriye dönüp silsen de izlerini
elizlerini, ayakizlerini, diz ve dirsek
evlerde, okullarda, sokaklarda bıraktığın
aslında konu yoksa, varmış gibi yapmaktan
o sessizlik dinleri, sensizlik kafirleri

oysa herkes iyi görünecekti, ücreti peşin ödenecekti
iyi olmamız için parklar ve kaldırımlar
kahvaltıdaki hile, akşam yemeğindeki risk
yılda iki piknik, üç huzur, bir çeyrek karşılığında
unut
cebinde bulamadığın, kimselere soramadığın notu

akşam, kravatını gevşetip eve dönen devrimci
sabahın ölümcül tekrarını geceden hazırlamış
ütülü perdeleri asarken bir an…
omzunu hatırlamış
yaz gelince herkesle beraber terlemenin cumhuriyeti
herkesle beraber herkesten nefret etmenin en sadık birincisi
hamsun bunu öğrendiğinde ölmek zorunda kalmıştı
nagel'ın büyük sırrı hepimize yetsin diye

düğmelerini hep aynı teknikle iliklemiş, aynı teknikle çözmüş
bu arada bazı katliamlara üzülmüş, bazılarına pek üzülmemiş
bir arkadaş cenazesinde "insan kelimelerle ölür" repliğini
tekrarlayıp durmuşsun
yemek davetlerini reddederken, gururla hesaba itiraz ederken
konu sen değilsin, zamir ben değilim
yüklem…
gramerin tek mümkün tesellisi

Osman Konuk

Çevrimdışı harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3.417
  • 70.062
  • 3.417
  • 70.062
# 18 Ağu 2014 20:38:31
ÖYLE GÜNLER GÖRDÜM Kİ
Öyle günler gördüm ki, aydın gökler kararıp
Bahtım bir bulut gibi üstüme çöker oldu,
Her gözümü yumunca tanıdık yüzler görüp,
Hayaller alev alev beynimi yakar oldu.
Ümitsizlik, gariplik dört tarafımı sarıp
Yüzüm sırıtsa bile, içim yaş döker oldu.

Her sabah ilk ışıklar gözlerimi oyardı,
Uyanan taş duvarlar iniltimi duyardı.

Öyle günler gördüm ki, duvarlar gelir dile,
Gözümde canlanırdı eşkiya masalları.
Varlığımı sarardı, hain bir isteyişle
Görmediğim yumuşak bir düşmanın elleri
Kafada çelik gibi fikirler dursa bile
Kalplerin eksik olmaz böyle zayıf halleri:

Bazen kendi kendimin elinden kurtulurdum,
Kalbimi bir çamurda çırpınırken bulurdum.

Öyle günler gördüm ki, dost dediğim insanlar
Ben yanına varınca dudağını kıvırdı.
Bir zamanlar yanımda ağız açmayanlar
Sırtımı sıvazladı, bana öğüt savurdu.
Silahsız gördüğüne saldıran kahramanlar
En alçak tekmelerle beni yere devirdi.

Ruhum bir heykel gibi düşüp parçalanırdı.
Bu sesleri duyanlar gülüyorum sanırdı.

Öyle günler gördüm ki, tabanca sakağımda
Tasarladım aydınlık dünyayı bırakmayı
Gönlüm acıklı buldu, en ateşli çağımda
Sönük bir yıldız gibi boşluklara akmayı
Tabancanın namlusu ısındı yanağımda,
Parmağım istemedi tetiğini çekmeyi

Bir sonbahar yağmuru gibi içim ağlardı
Bir şeyler fakat beni yaşamağa bağlardı.

Ey bir tane sevgilim, ben bugün yaşıyorsam
Sanma ki hayat tatlı, insanlar hoş olmuştur,
Dağ başında bir kaya gibiyim şöyle dursam
Etrafım eskisinden daha bomboş olmuştur
Yalnız sana borçluyum bugün dünyada varsam:
Seni her andığımda gözlerim yaş olmuştur

Yaşlar ki bir ırmaktır, dertleri sürür gider,
Gözyaşları içinde seneler yürür gider.

Yok olmak isteğiyle kalbim attığı zaman,
Bana: Yaşa der gibi gülen senin yüzündü.
Dizlerim bir batakta yorgun yattığı zaman
Bacaklarıma kuvvet veren senin hızındı.
Yaşaran gözlerimde, güneş battığı zaman
Sıcak bir yuva gibi tüten senin dizindi.

Sen aklıma gelince her şey gülümserdi.
Ağaçlar şarkı söyler, rüzgar tatlı eserdi.

Ey sevgilim, bilirsin benim ne çektiğimi:
Garip başımın derdi bir yürek taşıyorum.
Anlarsın niçin uzak yerlere baktığımı:
İçinde yaşanmaz bir dünyada yaşıyorum.
Görünce gülme sakın çırpınıp aktığımı:
Ilık ve aydınlık bir denize koşuyorum.

Sen benim sevgilimsin, sevsen de, sevmesen de,
Aradığım yerlere benzeyiş buldum sende.      

Sabahattin ALİ

Çevrimdışı canegt

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2.904
  • 12.100
  • 2.904
  • 12.100
# 18 Ağu 2014 22:41:08
GÜNLER PERİŞAN



yırtarak geçiyor kalbimizden
hayatı da törpüleyen zaman

şuramızda birşey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde hayat
hem acıya, hem acıya benzer
gün ölümle başlatıyor hayatı
her şafak taze bir ölünün üstünde doğuyor
her sabah ölümü anlatıyor gazeteler
sol köşede ölümü kutsallaştıran bir fotoğraf
yeni bir cinayetin röntgenini çıkartıyor gövdeme
beynim sabırla keskin
iğdişliyor haber bültenlerini, yorumları, sahte ölüm ilanlarını
bizim ilanlarımız çoktan verilmiştir
gelirse de bilinir nerden ve nasıl
böyle ölümün yücedir adı
ha kanağacı canım, ha gelincik tarlası
çünki ölümün kanıdır besleyen
bir başka baharın tohumlarını
şuramızda birşey var
bizi onduran şey
acıya saran
umudu kuşatan

kalbim: kalbim mi desem
var kalbim: yaşayan ben
hayatla ölümle cinayetle
gazetelerde, radyolarda, eski üniversitelilerde
eski prof hocalarla
yaşayan ben: geç mi kaldık/kabul edemem
ah benim sevgili annem
oğlunda elbet yurtseverden
birgün bırakırda sizi yüzüstü
yüzüstü değil: elbette bizüstü
bırakır da: kötü sarmaşıkları, yaban güllerini
bırakır da: sekizyüzlük hırtları, şunları, bunları
giriverir senin sıcacık kucağına
yani hem sana karşı, hem senin için
giriverir o yanılmaz tarihçinin yaprağına
ölüm mü dedim annem
ölüm senin gibi güzel annelerin
senin gibi güzel çocuklar feda etmiş
o tarih atlasında
bir kırmızı gül olur ancak
koksun diye çocukların bahçesi

şuramızda, tam şuramızda
kanserli bir virüs gibi kanımıza karışsa da bizi yaşatan günler perişan

işte bir bir kırıyorlar  dalıylan
yeryüzünün olgunlaşan meyvelerini
çünki biliyorlar vakit dar
oysa dalları kırılmayan ölür mü sonsuz ağaç
hayatı pekiştiren kökümüz var
dünyayı emeğe kazandırmak için
hayata ve ölüme sonsuz bir anlam veren
kanağacına sözümüz mü var

biz şimdi gidiyoruz gibi ya dostlar
birgün döneriz elbet
acısız, adsız

ölümsuyu sürünün
sürünün ölümsuyu
bir ölü bir dirinin kanıdır
besler hayatsuyu

şuramızda, tam şuramızda
tarihe nasıl anlatsam

ey anneleri korkutan
bizi yaşatan kan

günler perişan





Arkadaş Zekai ÖZGER

Çevrimiçi hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 29.209
  • 230.238
  • 29.209
  • 230.238
# 19 Ağu 2014 10:37:42
Öyle büyük şeylerde gözüm yok hiç,
küçük mutluluklar diliyorum; küçücük......
Bir çocuk saflığında gülüşler,
Islanmış çimenlerin kokusu,
Çimenlerdeki çıplak ayaklar,
Bahçedeki gül ağacı,mis kokulu çiçekler,
Gıcırdayan salıncak,
Çocukken oynadığımız oyunlar tadında sımsıkı sarılışlar,
Ruhumuza dokunan şarkılar,
Akordu bozulmayan bir yaşam bestesi,
Maskelerden arınmış yüzler,
Sımsıcak kahkahalar,
Çatılmayan kaşlar,
Gün doğumları,
Hepsi bu...!

Çevrimdışı kereta

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2.363
  • 5.760
  • 2.363
  • 5.760
# 19 Ağu 2014 11:37:03
"Bir yarın düşleriz hep, bir türlü bugüne kavuşmayan
        Bir zafer düşleriz hep,   aslında gerçekleşmesini istemediğimiz.
       Yeni bir gün düşleriz, yeni bir gün başlamışken bile
       Kavgalardan kaçarız, uğruna dövüşmemiz gerekse de.
       Ve biz hala uyuyoruz.

(Ölü Ozanlar Derneği kitabından alıntıdır.)

Çevrimdışı adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • 5.128
  • 24.152
  • 5.128
  • 24.152
# 19 Ağu 2014 12:40:11
YİNE BUGÜN HATIRIMA SEN GELDİN

Yıllar önce açılmıştı aramız
Yine bugün hatırıma sen geldin
Kabuk tutmuş, küllenmişti yaramız
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Ne bir mektup ne bir haber bekledim
Sır diyerek sevgimizi sakladım
Şöyle geçen yıllarımı yokladım
Yine bugün hatırıma sen geldin

Yaşım yüz olsa da, ister yüz elli
Gönlüm unutmamış seni temelli
Hasretin içimde çıkmıyor belli
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Ayrılık treni gelip geçerken
Sevda dağlarını delip geçerken
Herkes kendisine bir yar seçerken
Yine bugün hatırıma sen geldin.

Garip Bektaş der ki: hayalde düşte
Akıldı bırakmadı bu sevda başta
Dört mevsim içinde baharda kışta
Yine bugün hatırıma sen geldin

__AŞIK GARİP BEKTAŞİ

Çevrimdışı kurthan

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 10.704
  • 73.165
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • 10.704
  • 73.165
  • 1. Sınıf Öğretmeni
# 20 Ağu 2014 00:41:19
ÇOCUKLARIM
 Sizi yoklama defterinden öğrenmedim
Haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karşılarken akşamı
Nane şekeri uzattı en tembeliniz
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın
Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
Palto ayakkabı yüzünden
Kiminiz limon satar Balıkpazarı'nda
Kiminiz Tahtakale'de çaycılık eder
Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı
Tereyağındaki vitamini
Kalorisini taze yumurtanın
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
Çevresini ölçtük dünyanın
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya'dan konuştuk
Laf kıtlığında
Birlikte neler düşünmedik
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mı karışmadık
Güz rüzgarlarında dokulmuş
Hasta yapraklara mı üzülmedik
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
Kendimizi unutarak

                                                RIFAT ILGAZ

 


Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK